Ekim 2026 Gayrimenkul Piyasası:Konut Satışları Neden Düşüyor, Ev Almak İçin Doğru Zaman mı

blog resim

Gayrimenkul Piyasası Durmuyor, Değişiyor: Ekim 2026 Verileri Bize Ne Söylüyor?

Yazar: Sinem Özüçler, RE/MAX AHENK Kurucu Broker/Owner 

Yayın tarihi: 18 Ekim 2026 

Okuma süresi: 14–16 dakika

Kısa cevap: Türkiye’de gayrimenkul piyasası tamamen durmadı. Ancak artık her konutun aynı hızla satıldığı, her fiyat artışının gerçek kazanç anlamına geldiği ve yalnızca ilan fiyatına bakılarak karar verilebildiği bir dönemden geçmiyoruz. Piyasa daha seçici hale geldi. Bu da doğru fiyatlandırılmış, doğru konumda bulunan ve doğru stratejiyle pazarlanan gayrimenkuller için fırsatların devam ettiği anlamına geliyor.

İlk bakışta görünen haber ile gerçek hikâye aynı mı?

Bir sabah telefonunuza şu bildirim düşüyor: “Konut satışları azaldı.” İlk tepkiniz ne olur? Ev almak isteyen biriyseniz beklemeyi düşünebilirsiniz. Evini satmak isteyen biriyseniz endişelenebilirsiniz. Gayrimenkul yatırımı planlıyorsanız bütün hesabı yeniden yapmak isteyebilirsiniz.

Peki ya aynı haberin devamında ilk el konut satışlarının arttığını, ipotekli satışların yükseldiğini ve İstanbul’da yeni kiracı kiralarının konut fiyatlarından daha hızlı ilerlediğini görürseniz? O zaman ilk cümle hâlâ doğru olur. Fakat tek başına yeterli olmaz.

İşte Ekim 2026 gayrimenkul piyasasının asıl hikâyesi burada başlıyor. Türkiye’de toplam konut satışları geriledi. Buna karşılık piyasanın bazı bölümleri canlılığını korudu. Yeni konut ile ikinci el konut aynı şekilde davranmadı. Nominal konut fiyatları yükseldi, fakat enflasyondan arındırıldığında reel değer geriledi. İnşaat üretimi arttı, ancak bu artışın büyük bölümü konut binalarından değil, bina dışı altyapı ve mühendislik faaliyetlerinden geldi.

Bu tabloyu tek kelimeyle “durgunluk” diye tanımlamak kolay. Fakat doğru mu? Benim 19 yıllık gayrimenkul deneyimimden süzdüğüm cevap şu: Piyasa durmuyor; piyasa seçici hale geliyor.

Bu makalede 18 Ekim 2026 itibarıyla yayımlanan verileri, ayın tamamı bitmeden “Ekim ayının kesin bilançosu” gibi sunmadan ele alacağım. Amacım sadece rakamları sıralamak değil. Bu rakamların ev almak isteyen, gayrimenkulünü satmak isteyen ve yatırım yapan kişiler için ne anlama geldiğini anlatmak.

Türkiye’de inşaat artıyor, ama konut üretimi aynı hızda artmıyor

15 Ekim’de yayımlanan Ağustos 2026 verilerine göre Türkiye’de toplam inşaat üretimi yıllık bazda yüzde 2,3 arttı. İlk bakışta bu, inşaat sektörünün büyüdüğü ve konut arzının güçlendiği izlenimini verebilir. Ancak alt sektörlere indiğimizde tablo değişiyor.

Bina inşaatı yıllık yüzde 0,9 gerilerken bina dışı yapıların üretimi yüzde 21,8 arttı. Özel inşaat faaliyetlerindeki artış ise yüzde 0,1 ile sınırlı kaldı. Bina dışı yapılar; yol, köprü, demiryolu, altyapı ve diğer mühendislik projelerini kapsıyor. TÜİK’in inşaat üretimi verileri, konut piyasasını yorumlarken sektörün hangi bölümünün büyüdüğünü ayrıca incelememiz gerektiğini gösteriyor.

Bu ayrım neden önemli? Çünkü toplam inşaat üretiminin artması, aynı oranda yeni konut yapıldığı anlamına gelmez. Bir ülkenin altyapı yatırımları hızlanabilir, fakat bu gelişme aynı dönemde yeni daire stokunun da hızla arttığını kanıtlamaz. Gelecekteki konut arzını anlamak için yapı ruhsatları, yapı izinleri, proje başlangıçları ve tamamlanan konut sayıları birlikte değerlendirilmelidir.

Burada alıcılar için olumlu bir taraf da var. Yeni konut seçerken sadece “sıfır bina” ifadesine bakmak yeterli değildir. Projenin yapı kalitesi, deprem güvenliği, enerji verimliliği, ulaşım bağlantıları, ortak alanları ve teslim koşulları önem taşır. İnşaat maliyetleri yükselirken geliştiricilerin her maliyeti satış fiyatına aktaramaması da mümkündür. Bu nedenle yeni konutlarda ürünün niteliği ile fiyatı arasındaki denge daha kritik hale gelir.

Satıcı ve geliştirici açısından ise mesaj nettir: Piyasanın genel olarak yükselmesini beklemek artık tek başına bir strateji değildir. Projenin doğru lokasyonda olması, gerçek alıcı talebine cevap vermesi ve finansman koşullarına uygun bir teklif sunması gerekir.

Konut satışları geriledi: Bu, herkesin beklemesi gerektiği anlamına mı geliyor?

Eylül 2026’da Türkiye’de toplam 142.390 konut satıldı. Bu rakam, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,3 düşüşe işaret ediyor. İlk cümleyle bakıldığında bu, “konut piyasası daralıyor” başlığını destekler.

Fakat satış türlerine baktığımızda önemli bir ayrışma görüyoruz. İlk el konut satışları 51.519 adetle yıllık bazda yüzde 3,9 arttı. İkinci el konut satışları ise 90.871 adetle yüzde 15,3 geriledi. İpotekli satışlar 23.397 adet oldu ve yıllık bazda yüzde 5,1 yükseldi.

Bu üç veri bize şunu söylüyor: Alıcıların tamamı piyasadan çekilmiş değil. Alıcı davranışı daha seçici ve daha hesaplı hale gelmiş durumda. Yeni projelerde sunulan ödeme planları, teslim koşulları, deprem güvenliği, enerji verimliliği ve sosyal donatılar bazı alıcılar için karar üzerinde etkili olabilir. İkinci el piyasasında ise mülk sahibinin fiyat beklentisi ile alıcının ödeme gücü arasında daha büyük bir fark oluşabilir.

Buradan “her yeni konut fırsattır” sonucu çıkmaz. Yeni bir evin fiyatı, lokasyonu ve teslim riski incelenmeden sadece “ilk el” olduğu için avantajlı kabul edilemez. Aynı şekilde ikinci el bir evin satılmasının zorlaşması da her ikinci el konutun değersiz olduğu anlamına gelmez. Asıl soru şudur: Bu gayrimenkul, bulunduğu mikro bölgede, güncel alıcı bütçeleriyle ve benzer satışlarla karşılaştırıldığında doğru fiyatlanmış mı?

Tam da bu nedenle piyasanın yavaşladığı dönemlerde gayrimenkul danışmanının rolü artar. Hareketli piyasalarda pek çok gayrimenkul, fiyatı ve pazarlama kalitesi ne olursa olsun alıcı bulabilir. Seçici piyasalarda ise doğru değerleme, nitelikli müşteri ağı, ilan sunumu, gösterim planı ve pazarlık yönetimi işlemin sonucunu belirler.

Konut fiyatları artıyor mu, düşüyor mu?

Gayrimenkul piyasasında en çok karışan kavramlardan biri nominal fiyat ile reel fiyat arasındaki farktır. Eylül 2026 Konut Fiyat Endeksi’ne göre Türkiye’de konut fiyatları yıllık bazda nominal olarak yüzde 22,3 arttı. Ancak enflasyondan arındırıldığında reel olarak yüzde 5,7 geriledi. Konut Fiyat Endeksi, TCMB tarafından Türkiye konut piyasasındaki fiyat değişimlerini izlemek amacıyla yayımlanıyor.

Bu iki veri aynı anda doğru olabilir. Bir evin TL cinsinden fiyatı artabilir. Fakat genel fiyat seviyesindeki artış daha yüksekse, o evin satın alma gücü açısından gerçek değeri gerileyebilir. Bu nedenle “ev fiyatları arttı” cümlesi tek başına yatırımın kazandırdığını kanıtlamaz.

İstanbul’da yıllık nominal konut fiyat artışı yüzde 26,8, Ankara’da yüzde 22,8 ve İzmir’de yüzde 21 seviyesinde açıklandı. Bu oranları yorumlarken sadece şehir ortalamasına bakmak da yeterli değildir. Aynı şehir içinde ilçe, mahalle, bina yaşı, ulaşım bağlantısı, deprem riski, kat, cephe, otopark, site gideri ve kira potansiyeli fiyatı ciddi biçimde değiştirebilir.

Bir gayrimenkulün gerçek performansını hesaplamak için en az beş soruyu birlikte sormak gerekir:

1.Gayrimenkulün bugünkü emsal satışlara göre gerçekçi fiyatı nedir?

2.Aynı mülkün güncel kira potansiyeli ne kadardır?

3.Satış gerçekleşmezse ne kadar süre beklemek gerekir?

4.Boş kalma, bakım, vergi, aidat ve yenileme maliyetleri nedir?

5.Bölgenin ulaşım, nüfus, istihdam ve altyapı gelişimi hangi yöndedir?

Bu soruların cevabı olmadan yalnızca ilan sitelerindeki en yüksek fiyatlara bakarak değer biçmek, yatırım analizi değil, beklenti analizi olur.

İstanbul’da kiralar konut fiyatlarından hızlı artıyor: Yatırımcı neye bakmalı?

Eylül 2026’da İstanbul’da yeni kiracı kira endeksi yıllık yüzde 35,5 arttı. Aynı dönemde İstanbul konut fiyatlarındaki nominal artış yüzde 26,8 oldu. Bu fark, kira piyasası ile satış piyasasının aynı hızda hareket etmediğini gösteriyor.

Bu gelişme yatırımcı açısından önemli bir sinyal olabilir. Ancak “Kiralar fiyatlardan hızlı artıyor, o hâlde her ev iyi yatırımdır” demek doğru değildir. Kira getirisi hesabı, satın alma fiyatı ile elde edilecek net kira gelirinin karşılaştırılmasını gerektirir.

Örneğin bir konutun aylık kira bedelini 12 ile çarpmak brüt geliri verir. Fakat net getiri hesabında aidat, bakım-onarım, vergi, sigorta, boş kalma süresi, kiracı değişim maliyeti ve gerektiğinde yapılacak tadilatlar da dikkate alınmalıdır. Ayrıca yüksek kira getiren bir gayrimenkulün likiditesi, yani gerektiğinde ne kadar hızlı satılabileceği, düşük getirili ama daha kolay satılan bir mülke göre farklı olabilir.

Yatırım için ev almak isteyenlerin bugün sorması gereken soru “Kira ne kadar?” değil, “Bu fiyatla satın aldığımda net kira getirisi, riskleri karşılıyor mu?” sorusudur. Bunun yanında kira çarpanı, bölgedeki kiracı profili ve uzun vadeli değer potansiyeli birlikte değerlendirilmelidir.

İnşaat maliyetleri yükselirken yeni konut neden daha pahalı olabilir?

Ağustos 2026’da inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 29,59 arttı. Malzeme maliyetlerindeki yıllık artış yüzde 28,72, işçilik maliyetlerindeki artış ise yüzde 31,20 oldu.

Bu rakamlar iki zıt baskıyı aynı anda açıklıyor. Bir tarafta alıcıların finansmana erişimi ve ödeme gücü sınırlanıyor. Diğer tarafta yeni bina üretmenin maliyeti artıyor. Geliştirici, artan maliyetlerin tamamını satış fiyatına yansıtamazsa projenin kârlılığı azalıyor. Tamamını yansıtırsa bu kez alıcının bütçesiyle uyuşmayan bir fiyat ortaya çıkabiliyor.

Bu ortamda alıcı için önemli olan sadece “metrekare fiyatı” değildir. Teslim tarihi, sözleşme hükümleri, müteahhidin geçmiş projeleri, yapı denetimi, malzeme kalitesi ve aidat öngörüsü de satın alma kararının parçasıdır. Satıcı için ise gerçekçi fiyatlandırma daha da önem kazanır. Çünkü alıcıların alternatifleri çoğaldığında yüksek fiyatla ilana çıkmak, her zaman yüksek fiyata satmak anlamına gelmez.

Dünya gayrimenkul piyasası bize ne anlatıyor?

Türkiye’deki verileri daha iyi anlamak için dünyadaki tabloya da bakmak gerekir. Ancak burada önemli bir uyarı var: Tek bir “küresel gayrimenkul piyasası” yoktur. Ülkeler, şehirler ve hatta aynı şehirdeki mahalleler farklı dinamiklerle hareket eder.

Avrupa’da fiyatlar yükseliyor, fakat artış eşit dağılmıyor

Eurostat’ın 2026 ikinci çeyrek verilerine göre konut fiyatları yıllık bazda Avrupa Birliği’nde yüzde 4,7, euro bölgesinde yüzde 4 arttı. Ülkeler arasında büyük farklar bulunuyor. Portekiz yüzde 16,5, Bulgaristan yüzde 15,5 ve Litvanya yüzde 14,3 artışla öne çıkarken Fransa, Lüksemburg ve Finlandiya’da yıllık gerilemeler görüldü.

Bu tablo uluslararası gayrimenkul yatırımı açısından önemli bir ders veriyor: “Avrupa’da konut fiyatları yükseliyor” başlığı tek başına yatırım kararı için yeterli değildir. Ülke seçimi kadar şehir seçimi, şehir kadar mahalle, mahalle kadar da mülkün kendi özellikleri önemlidir.

Yurt dışında ev almak isteyen yatırımcı; kur riskini, vergi sistemini, boş kalma ihtimalini, mülk yönetimini, yasal süreçleri ve satış likiditesini ayrıca incelemelidir. Yüksek fiyat artışı görülen bir ülke, her yatırımcı için otomatik olarak doğru ülke olmayabilir.

ABD’de satışlar arttı, fakat yüksek mortgage maliyeti baskı yaratıyor

ABD’de Eylül 2026’da ikinci el konut satışları aylık yüzde 1,5 arttı, ancak yıllık bazda yüzde 2,2 gerileyerek mevsimsel etkilerden arındırılmış yıllık 3,99 milyonluk satış hızında kaldı. Medyan konut fiyatı 417.500 dolara çıktı. Ortalama 30 yıllık sabit mortgage faizi ise yüzde 6,86 olarak açıklandı.

ABD örneği, yüksek fiyatların güçlü satış anlamına gelmediğini gösteriyor. Finansman maliyeti yükseldiğinde alıcıların aylık taksit yükü artıyor. Bu durumda piyasada satılık stok artsa bile alıcının krediye erişimi sınırlı kalabiliyor. Sonuç olarak pazarlık gücü bazı bölgelerde alıcıya geçebiliyor.

Kanada’da hem satışlar hem fiyatlar geriliyor

Kanada’da Eylül 2026’da MLS sistemleri üzerinden kaydedilen konut satışları aylık yüzde 2,3 geriledi. MLS Konut Fiyat Endeksi aylık yüzde 0,4 ve yıllık yüzde 3,4 düştü. Ulusal ortalama konut fiyatı da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,6 azalarak 666.538 Kanada dolarına indi.

Kanada verileri, alıcı güveninin ve mortgage maliyetlerinin gayrimenkul kararlarındaki etkisini ortaya koyuyor. İnsanlar yalnızca evin fiyatına değil, o evin finansmanına da bakıyor. Türkiye’de de benzer nedenle konut kredisi, peşinat, ödeme planı ve aylık nakit akışı değerlendirmesi daha fazla önem kazanıyor.

Yapay zekâ ve veri merkezleri gayrimenkulün yeni gündemini nasıl değiştiriyor?

Gayrimenkul piyasasındaki değişim yalnızca konut satışlarından ibaret değil. Yapay zekâ uygulamalarının büyümesi, veri merkezlerine, güçlü elektrik bağlantılarına, soğutma sistemlerine, fiber altyapıya ve güvenilir enerji kaynaklarına olan ihtiyacı artırıyor. Bu durum bazı sanayi arsalarının ve altyapısı güçlü bölgelerin yatırım potansiyelini değiştirebilir.

Ancak burada da kolay bir hikâyeye kapılmamak gerekir. Geniş bir arsanın veri merkezi için uygun olması, sadece metrekaresinin büyük olmasına bağlı değildir. Elektrik kapasitesi, fiber bağlantı, imar ve izin süreçleri, su ve soğutma ihtiyacı, çevresel koşullar, güvenlik ve finansman maliyeti birlikte incelenmelidir.

Yapay zekâ gayrimenkul analizini hızlandırabilir. İlanları karşılaştırabilir, fiyat değişimlerini izleyebilir, bölgesel verileri sınıflandırabilir. Fakat yapay zekâ sahadaki binanın gerçek durumunu, komşuluk ilişkilerini, mülk sahibinin pazarlık esnekliğini ve bir alıcının karar verme biçimini tek başına anlayamaz. AI hız kazandırır, tecrübe yön verir.

Alıcı, satıcı ve yatırımcı için Ekim 2026 stratejisi

Ev almak isteyenler için

Bugün ev almak için “piyasa tamamen düşsün” beklentisiyle hareket etmek de, “fiyatlar yarın kesin artar” korkusuyla acele etmek de sağlıklı değildir. Doğru karar; bütçeniz, kredi koşullarınız, yaşam planınız ve seçtiğiniz mülkün gerçek değeri birlikte değerlendirilerek verilir.

İlk adım, satın alma bütçesini yalnız ilan fiyatına göre değil, toplam maliyete göre belirlemektir. Tapu ve işlem giderleri, taşınma, tadilat, aidat ve kredi maliyeti hesaba katılmalıdır. İkinci adım, aynı bölgede yakın zamanda gerçekleşen emsal satışları incelemektir. Üçüncü adım ise mülkün deprem güvenliği, hukuki durumu, iskan ve tapu kayıtları gibi teknik başlıklarını kontrol etmektir.

Bugünün seçici piyasasında doğru fiyatlanmış bir konut, uzun süre bekleyen aşırı fiyatlı bir konuttan daha anlamlı olabilir. Fırsat, her zaman en ucuz ilan değildir. Fırsat; fiyatı, niteliği ve gelecekteki kullanım amacı birbiriyle uyumlu olan gayrimenkuldür.

Evini satmak isteyenler için

Satış kararında en sık yapılan hata, mahalledeki en yüksek ilan fiyatını kendi mülkünün değeri kabul etmektir. İlan fiyatı bir beklentidir. Satış fiyatı ise gerçek alıcıyla gerçekleşen bir sonuçtur.

Bu nedenle doğru fiyatlandırma, profesyonel fotoğraf ve video, doğru ilan metni, hedefli dijital pazarlama ve alıcı geri bildirimlerinin düzenli analizi önem kazanır. Bir konut uzun süre ilanda kalıyorsa problem her zaman piyasanın durgun olması değildir. Fiyat, sunum, erişilebilirlik veya mülkün alıcı beklentisiyle uyumu yeniden incelenmelidir.

Satıcı için olumlu haber şudur: Piyasa seçici olsa da nitelikli gayrimenkule yönelik talep bitmiş değildir. Alıcıların aradığı özellikleri doğru anlatan, eksiklerini dürüstçe yöneten ve doğru fiyatla sunulan bir mülk, genel piyasa verisinden daha iyi performans gösterebilir.

Gayrimenkul yatırımcıları için

Yatırımcı için bu dönem, sadece değer artışına güvenme döneminin geride kaldığını gösteriyor. Kira getirisi, net nakit akışı, boş kalma riski, likidite ve bölgesel gelişim potansiyeli aynı tabloda incelenmelidir.

Bir lokasyonda altyapı yatırımı açıklanması olumlu bir sinyal olabilir; fakat bu yatırımın konut değerini ne zaman ve ne ölçüde etkileyebileceği garanti değildir. Projenin konuta uzaklığı, ulaşım etkisi, uygulama takvimi ve bölgenin mevcut talebi araştırılmalıdır. “Bu bölgede proje var” cümlesi başlangıçtır; yatırım kararının tamamı değildir.

Peki gayrimenkul piyasası iyi mi, kötü mü?

Bu soruya tek kelimelik bir cevap vermek mümkün. Çünkü aynı piyasa, farklı kişiler için farklı anlamlara gelir.

Ev almak isteyen ve bütçesi hazır olan biri için daha seçici bir piyasa, karşılaştırma ve pazarlık fırsatı yaratabilir. Evini satmak isteyen biri için doğru fiyatlandırma ve profesyonel pazarlama zorunluluğunu artırır. Kira geliri arayan yatırımcı için kira–fiyat dengesini yeniden hesaplama zamanı doğurur. Yeni proje geliştiren için maliyet, finansman ve gerçek talep arasındaki dengeyi çok daha dikkatli kurmayı gerektirir.

Dolayısıyla benim gayrimenkul danışmanı olarak kullandığım çerçeve şu üç soruya dayanıyor:

•Piyasada ne değişti?

•Bu değişim alıcı, satıcı ve yatırımcı için ne anlama geliyor?

•Profesyonel gayrimenkul danışmanı bu süreçte nasıl değer yaratabilir?

Verileri olduğundan daha olumlu göstermek güven inşa etmez. Olumsuz verileri bağlamından koparmak da doğru yönlendirme değildir. Güven; rakamı saklamadan, rakamın ne anlama geldiğini açıklayarak ve bir sonraki adımı göstererek oluşur.

Gayrimenkulde fırsatlar bitmiyor, şekil değiştiriyor

Ekim 2026’nın ilk 18 gününde açıklanan veriler bize tek yönlü bir piyasa göstermiyor. Türkiye’de toplam konut satışları geriledi; fakat ilk el konut ve ipotekli satışlar arttı. Toplam inşaat üretimi yükseldi; fakat bina inşaatı gerilerken bina dışı faaliyetler güçlü büyüdü. Konut fiyatları nominal olarak arttı; fakat reel olarak geriledi. İstanbul’da yeni kiracı kiraları, konut fiyatlarından daha hızlı yükseldi.

Dünyada da benzer biçimde farklılaşan bir tablo var. Avrupa’da bazı ülkelerde güçlü fiyat artışları görülürken ABD’de mortgage maliyetleri satışları baskılıyor. Kanada’da satışlar ve fiyatlar geriliyor. Bu gelişmelerin ortak mesajı açık: Gayrimenkulde artık yalnızca fiyat artışına bakarak piyasanın güçlü veya zayıf olduğuna karar veremeyiz.

Bugünün piyasasında doğru gayrimenkulü seçmek, piyasanın genel olarak yükselmesini beklemekten daha önemli hale geldi. Doğru fiyatlandırma, doğru lokasyon, gerçek kira potansiyeli, finansman koşulları ve satış süresi birlikte analiz edilmelidir.

Gayrimenkulde doğru zaman, herkesin aynı anda hareket ettiği zaman olmak zorunda değil. Önemli olan, içinde bulunduğunuz piyasa koşullarında doğru kararı verebilmektir.

Satın almayı, satmayı veya yatırım yapmayı düşünüyorsanız gayrimenkulünüzün güncel piyasa koşullarındaki gerçek değerini birlikte değerlendirebiliriz. Çünkü veriyi herkes okuyabilir. Asıl fark, verinin göremediğini görebilmek ve doğru kararı doğru zamanda hayata geçirebilmektir.

Piyasa durmuyor. Değişiyor. Fırsatlar da tam olarak bu değişimin içinde ortaya çıkıyor.

 

Sık sorulan sorular

2026’da ev almak için doğru zaman mı?

Tek bir doğru zaman yoktur. Ev almak için doğru zaman; bütçenizin hazır olduğu, kredi ve ödeme koşullarını taşıyabildiğiniz, satın alacağınız mülkün emsal fiyatlara göre doğru konumlandığı ve o evdeki kullanım veya yatırım amacınızın net olduğu zamandır. Sadece fiyatların düşmesini beklemek, fırsat maliyeti yaratabilir; sadece fiyatların artacağı korkusuyla acele etmek ise yanlış mülk seçimine yol açabilir.

Konut fiyatları 2026’da düşüyor mu?

Türkiye’de Eylül 2026 itibarıyla konut fiyatları yıllık nominal olarak yüzde 22,3 arttı; enflasyondan arındırılmış reel değişim ise yüzde 5,7 düşüş oldu. Bu nedenle “fiyatlar arttı” ve “reel olarak değer kaybetti” ifadeleri aynı anda doğrudur. Kendi gayrimenkulünüz için değerlendirme yaparken şehir, ilçe, mahalle ve mülk özelliklerine göre emsal analizi gerekir.

İkinci el ev almak mantıklı mı?

İkinci el ev almak; binanın teknik durumu, tapu ve iskan bilgileri, tadilat ihtiyacı, konumu ve satış fiyatı birlikte değerlendirildiğinde mantıklı olabilir. İkinci el piyasasındaki satış gerilemesi, her mülkün değersiz olduğu anlamına gelmez. Bazı ikinci el konutlar konum, oturmuş ulaşım ağı veya kira talebi sayesinde yeni projelere göre avantajlı olabilir.

Gayrimenkul yatırımında kira getirisi neden önemli?

Kira getirisi, yatırımın sadece gelecekteki fiyat artışına bağlı kalmasını önleyen temel göstergelerden biridir. Ancak brüt kira yerine net kira gelirine bakmak gerekir. Aidat, bakım, vergi, boş kalma süresi, sigorta ve tadilat maliyetleri düşüldükten sonra gerçek getiri hesaplanmalıdır.

Gayrimenkul danışmanı bu dönemde ne sağlar?

Profesyonel gayrimenkul danışmanı; emsal fiyat analizi, doğru fiyatlandırma, pazarlama, müşteri eşleştirme, pazarlık ve işlem sürecinin yönetilmesi alanlarında değer sağlar. Seçici piyasalarda amaç yalnızca bir ilan yayınlamak değil, doğru mülkü doğru alıcıyla doğru koşullarda buluşturmaktır.

İlan fiyatı ile satış fiyatı arasındaki fark neden önemli?

İlan fiyatı, mülk sahibinin veya pazarlamanın başlangıç beklentisidir. Satış fiyatı ise gerçek alıcı talebi, emsal işlemler, pazarlık koşulları ve mülkün özellikleriyle oluşur. Bu nedenle gayrimenkul değerlemesinde yalnızca ilan sitelerindeki fiyatları değil, gerçekleşmiş veya gerçekleşmeye yakın emsal verileri incelemek gerekir.

SİNEM ÖZÜÇLER

RE/MAX Ahenk Broker/Owner
RE/MAX Collection Kulüp Yönetim Kurulu Başkanı
RE/MAX Türkiye Ticari Kulüp Genel Sekreterlik Komitesi Başkan

0533 956 17 12

sinem.ozucler@remaxahenk.com

 

 

 

 

 

RE/MAX Ahenk

Zekeriyaköy Mah. / Sarıyer / İstanbul Avrupa

+90 2123424342

bilgi@remaxahenk.com

En son fırsatları ilk alan siz olun!

sirket logosu
© 2026Selfprof/ All right reserved.