



Boğaz'ın Saklı Hikayesi: Emirgan Şerifler Yalısı'nın Zamana Direnen Görkemi
İstanbul Boğazı, sadece coğrafi bir güzellik değil, aynı zamanda yüzlerce yıllık tarihin ve sayısız hikayenin sessiz tanığıdır. Bu hikayelerin en görkemli ve en köklü duraklarından biri de, Emirgan sahilinde, zamanın fısıltılarını duvarlarında saklayan Şerifler Yalısı'dır. Bir yalıdan çok daha fazlası olan bu yapı, Osmanlı sivil mimarisinin zirve noktalarından birini temsil ederken, aynı zamanda Boğaz Hattı yalı arayışında olanların mutlaka keşfetmesi gereken bir kültürel mirastır.
Bu blog yazısında, sizi 18. yüzyılın sonlarına, Emirgan Şerifler Yalısı'nın ilk temellerinin atıldığı günlere götürecek, Mekke Şerifi'nden Kültür Bakanlığı'na uzanan, görkemli bir yapının hikayesini anlatacağız.
I. Bir Semtin Doğuşu: Kyparades'ten Emirgan'a
Şerifler Yalısı'nın hikayesi, bulunduğu semtin, yani Emirgan'ın hikayesiyle başlar. Bizans döneminde "Kyparades" (servili orman) olarak bilinen bu bölge, 16. yüzyılda Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa'nın nişancılarından Feridun Bey'e aitti. Ancak semtin asıl adını alması, 17. yüzyılda IV. Murat'ın Revan Seferi sırasında kaleyi Osmanlı'ya teslim eden ve vezirlikle ödüllendirilen kale muhafızı Emirgüneoğlu Tahmasb Kulu Han sayesinde oldu. Bölge, ona atfen Emirgan adını aldı.
1778 yılında I. Abdülhamit'in emriyle iskâna açılan Emirgan'da, cami, hamam ve çeşmelerin inşasının ardından ilk Boğaz yalıları da yükselmeye başladı. İşte bu hareketli dönemde, 1782-1785 yılları dolaylarında, bugünkü Şerifler Yalısı'nın ilk temelleri atıldı. Bostancıbaşı Defterleri'ne göre, yapının ilk sahibi Hazine-i Hümayun Başyazıcısı Fevzi Beyzade Mehmet Bey idi.
II. Mekke Şerifi'nin İhtişamı ve İsim Babası
Yalının tarih sahnesindeki en belirgin kimliğini kazanması, 19. yüzyılda gerçekleşti. Yapı, bir dönem Osmanlı Meclisi'nde Hicaz temsilcisi olarak görev yapan Mekke Şerifi Abdiilah Paşa (1845-1908) tarafından satın alındı. Paşa'nın ismiyle anılmaya başlanan yalı, o günden sonra "Şerifler Yalısı" olarak hafızalara kazındı.
Bu dönemde yalı, Osmanlı Barok üslubunun etkileyici bir örneği olarak yeniden şekillendi. 1850-1860 yılları arasında büyük değişiklikler geçiren yapı, ihtişamlı bir selâmlık ve üç katlı, 900 metrekarelik büyük bir harem dairesinden oluşuyordu. Ne yazık ki, harem dairesi 1940'larda sahil yolunun genişletilmesi çalışmaları sırasında yıkılarak tarihe karıştı. Bugün ayakta kalan kısım, yalının yalnızca selâmlık divanhane bölümüdür.
III. Mimari Bir Şaheserin Detayları
Emirgan Şerifler Yalısı, Rumeli yakasının en eski ve iç süslemeleri bakımından en dikkat çekici yalılarından biri olarak kabul edilir. Yalının mimari özellikleri, dönemin estetik anlayışını ve zanaatkârlığını gözler önüne serer:
| Mimari Özellik | Detaylar |
| Üslup | 18. yüzyıl ortalarına doğru gelişen Osmanlı-Barok üslubu. |
| Divanhane (Selâmlık) | Mermer döşeli, fıskiyeli orta salon ve üç geniş şahnişinden oluşur. Üç yönden manzaraya açılan bu plan, Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı gibi önemli yapılara benzer. |
| İç Süslemeler | Başodada (ocaklı oda) bulunan tavan ve duvarlardaki oyma tahta tezyinatı eşsizdir. Kapı, kapandığında kaybolan, nakışlı bir yüklük kapağı şeklinde tasarlanmıştır. |
| Fıskiye | Fıskiyeli salonun ortasında yekpare mermerden bir fıskiye bulunur. Eskiden tavan tezyinatının ortasından Venedik işi renkli camlı bir avize sarkmaktaydı. |
| Kayıkhane | Yalının alt katında, denizle bağlantıyı sağlayan, uzun bir tonozla örtülü kayıkhane (bugün yol nedeniyle bağlantısı kesik) tuğla işçiliğiyle dikkat çeker. |
Bu detaylar, yalının sadece bir konut değil, aynı zamanda bir sanat eseri olduğunu kanıtlar niteliktedir.
IV. Zamana Direniş ve Yeni Bir Hayat
Mekke Şerifi Abdiilah Paşa'nın vefatından sonra el değiştiren yalı, 1970'li yıllarda dönemin mülk sahibi tarafından Kültür Bakanlığı'na devredildi. Titiz ve kapsamlı bir restorasyon sürecinden geçen yalı, bir dönem Türk İslam Eserleri Müzesi'ne bağlı olarak hizmet verdi.
Ancak 2001 yılında güvenlik gerekçesiyle yalıdaki eserler Topkapı Sarayı ve Türk-İslam Eserleri Müzesi'ne taşındı. Şerifler Yalısı'nın hikayesi burada bitmedi. 2007 yılından itibaren, yalının arkasındaki Bendegân binası, Türkiye'nin kültürel mirasını koruma misyonunu üstlenen Tarihi Kentler Birliği ve ÇEKÜL Vakfı'nın merkezi olarak kullanılmaya başlandı. Böylece yalı, tarihini koruma altına alan kurumların yuvası haline gelerek, kültürel bir buluşma noktası olarak yeni bir hayata başladı.
Boğaz'ın Yaşayan Mirası
Emirgan Şerifler Yalısı, İstanbul Boğazı'nın kıyısında, yüzlerce yıllık bir geçmişi, mimari ihtişamı ve dramatik değişimleri bir arada barındıran, yaşayan bir mirastır. Bir zamanlar denizle iç içe olan, fıskiyeli salonlarında su seslerinin yankılandığı bu görkemli yapı, bugün de kültürel koruma çalışmalarına ev sahipliği yaparak Boğaz Hattı yalı kültürünün ve tarihinin en önemli simgelerinden biri olmaya devam ediyor.
Eğer bir gün Emirgan sahilinde yürürseniz, bu zarif yapının önünden geçerken durup, duvarlarının fısıldadığı o görkemli hikayeye kulak vermeyi unutmayın.
Sinem Özüçler
Broker & Owner
Remax AHENK


